Pazartesi, Mart 15, 2010
Hakan'dan Saçma Fikirler
Bazen aklıma nasıl saçma sapan fikirler geliyor inanamıyorum.
Beren ve Luthien'in hikayesini bilirsiniz. Luthien ormanda dansederken Beren'in gördüğü halinin meşhur bi illustrasyonu vardir... (Bakınız yandaki resim).
Bir yandan BBC'nin From Our Own Correspondent'i dinlerken dünya felaketlerinden bahsedilirken ekrandaki herşeyi minimize edince arka görüntü olarak bu karşıma çıktı ve aklıma gelen fikir "Acaba Luthien modern dans mı yapıyordu yoksa Lazlar gibi dimdik durup "Hop! Hop! Hoooy!" diye olduğu yerde zıplayarak mı dansediyordu???" oldu...
Sonuçta halk oyunu, Elf'ler modern dans/bale yapacak diye bir kural yok, belki bi ellerinde mendil, davul ve zurnaya oynuyorlardı arkada yüz elflik senfoni orkestrası yerine... Niye olmasın?
Beren ve Luthien'in hikayesini bilirsiniz. Luthien ormanda dansederken Beren'in gördüğü halinin meşhur bi illustrasyonu vardir... (Bakınız yandaki resim).
Bir yandan BBC'nin From Our Own Correspondent'i dinlerken dünya felaketlerinden bahsedilirken ekrandaki herşeyi minimize edince arka görüntü olarak bu karşıma çıktı ve aklıma gelen fikir "Acaba Luthien modern dans mı yapıyordu yoksa Lazlar gibi dimdik durup "Hop! Hop! Hoooy!" diye olduğu yerde zıplayarak mı dansediyordu???" oldu...
Sonuçta halk oyunu, Elf'ler modern dans/bale yapacak diye bir kural yok, belki bi ellerinde mendil, davul ve zurnaya oynuyorlardı arkada yüz elflik senfoni orkestrası yerine... Niye olmasın?
Pazar, Mart 14, 2010
Vampir İmparatorluğu / Daybreakers
Çok Düşünen Kadın'ın Bilincimin Akışı blogundan. Birlikte seyrettik emme ben tembel çıktım. Çok şaşırtıcı değil sanırım :) Türkiye'de Vampir İmparatorluğu adıyla gösterime giren Daybreakers son dönem ergen vampir filmlerinden oldukça farklı. Biraz True Blood havası taşımakla birlikte, diziden farklı olarak bu kez vampirler ötekileştirilen azınlık değil, baskın çoğunluk rolündeler.
Adeta bir salgın hastalık gibi, birbirlerini dönüştürerek çoğalan vampirler, toplumun çoğunluğu vampire dönüşüp de "doğal kaynaklar" tükenmeye yüz tutunca açlıktan kıvranmaya başlıyorlar. İnsan kanının yerini tutacak sentetik kan denemeleri de (True Blood'ın aksine) boşa çıkınca, vampire dönüşmeden hayatta kalmayı başarabilmiş bir avuç insanın peşine düşüyorlar. Biz şunları avlayıp kanlarını sömürelim de parayı veren düdüğü çalar, fakir vampirler yine aç kalır, açlıktan başka başka yaratıklara dönüşüp birbirlerini yerler, biz de elimizdeki üç-beş damla kanı en çok parayı veren sosyete vampirlerine veririz zihniyetiyle bugünkü kapitalist sistemi gayet güzel özetliyorlar.
Bu durum yakın zamanda insanlığın içine düşeceği durumdan çok farklı değil. Bugünkü tüketim toplumunda biz de doğal kaynaklarımızı hızla tüketirken yarını hiç düşünmüyoruz. Muhtemelen benzer bir durumla karşı karşıya kalıp bir avuç yiyecek ve bir damla su karneye bağlandığında aç vampirler gibi birbirimizi yemeye başlayacağız.
Filmde aile ilişkilerine dair, biraz 28 Hafta Sonra'yı hatırlatan, mesajlar da var ve pek yerinde olmuş. Sonunda (spoiler vermek gibi olmasın ama) hem vampirleri hem de insanları mutlu edecek bir çözüm bulunuyor. Tabii bir miktar zaiyat da oluyor doğal olarak.
Manasız Alacakaranlık serisinden sonra beklediğimiz ayarda bir vampir filmi olmuş olmasına lakin saçmalıklar da yok değil. Gerçi bunlar vampir türünün "undead" olması hasebiyle yazarların bir türlü başa çıkamadıkları saçmalıklar olsa da kimileri kolaylıkla önlenebilirmiş.
Örneğin baş karakterin kalbi atmayan (ki bunu EKG makinesine bağlandıklarında net olarak görüyoruz) bir vampir olmasına rağmen fosur fosur sigara içiyor olması bendenizi ziyadesiyle rahatsız etti. Hernekadar filmin ikinci yarısında bu sigara bağımlılığı halinin de mesaj kaygılı olduğunu anlasak da bence olmamış. Nefes almayan ve hatta (burdan sonrası SPOILER! içerir) tekrar insana dönüştüğü anda nefes almaya başlaması ve bundan duyduğu haz özellikle vurgulanan bir adam sigara dumanını nasıl içine çeker de nasıl üfler. Tabii bu noktada şöyle bir soru da yöneltilebilir: vampirin olduğuna inanıyorsun da sigara içtiğine mi inanmıyorsun???
Mesaja gelince: kanımca insan kanı içmeyi reddeden, zaten kendi isteği dışında, şerefsiz biraderi tarafından dönüştürülmüş olan esasoğlan sefil hayatından o kadar tiksinmektedir ki, zaten ölmüşüm deyip adamakıllı ölemeyeceğine lanet edip birini söndürmeden diğerini yakar. Ancak tekrar insana dönüştükten sonra tek bir sigara dahi içtiğini görmeyiz zira artık hayatı kıymetlidir.
Velhasıl Daybreakers izlenesi bir vampir filmi.
Bu arada yine yakın zamanda izlediğim 30 Days of Night'a da değinmeden geçemeyeceğim. Rezalet bir filmdi. İzlemediyseniz hiç vakit harcamayın derim. Filmde hoşuma giden tek şey lider vampirin tüm kasabayı yiyip bitirdikten sonra "şimdi burayı yakıp yıkalım ve de kaza süsü verelim ki insanlar bizim hayal ürünü olduğumuza inanmaya devam etsinler, biz de mutlu mesut undead olmaya devam edelim" demesiydi. Onun dışında beş para etmez.
Pazartesi, Mart 08, 2010
Oskarlar - En çok kaybeden ödülü? Avatar!
Hepiniz duymuşsunuzdur. Oskar amcalar dün verildi. Aktörler ve aktrisler ağladılar ve yalakalıklarını yaptılar... Herhalde. Ben izlemedim. Vakit kaybı.
Herneyse, son birkaç gündür belli olan bir dedikodu gerçek oldu ve Avatar en iyi film ödülünü kaçırdı. Bizler ise Avatar'ın kazanacağını düşünüyorsak da en iyi senaryo, yönetmen veya film ödülüne layık olduğunu düşünmüyorduk. Anlaşılan Akademi tayfası da aynı fikirdeymiş ve Avatar sadece üç teknik ödül kazanabildi. Onca tantanaya rağmen... Sadece sanat yönetmenliği, sinematografi ve görsel efekler ödülleri (ve kazandıkları trilyonlar) ile idare edecek Cameron amca.
Bu konuyu aramızda konuştuğumuzda sadece Kansu'un The Hurt Locker'i izlediği ortaya çıktı ve Kansu'nun hakkında düşündükleri pek hoş değildi. Ancak yine de ödülleri toplamayı başardılar. The Hurt Locker'in yönetmeni artık Oskar ödüllü Kathryn Gigelow'un Cameron'un eski eşi olması ve geçen hafta "Avatar'a vermeyin, bana verin" kampanyası yaptığının ortaya çıkması da bunların boşanma sonrası yaşamlarının pek de anlaşarak geçirmediklerini düşündürüyor!
Öte yandan başka olumlu bir ödül en iyi animasyon Oskarının Up filmine verilmesiydi. Daha önce burada bahsettiğim gibi hastasıyım, yalarım, süper bi film.
Ne yazık ki Tarantino'nun geyik İkinci Dünya Savaşı fantazisi Inglorious Basterds filmi ciddi bir ödül alamadı.
Pek tabii ki burada bir noktaya parmak basmadan geçemeyeceğim. Her ne kadar Avatar son derece kötü bir senaryoya sahiptiyse de Titanik'den kötü değildi. En azından Leonardo yoktu bu filmde. Ayrıca 3D modelleme de olsa Sigourney Weaver'in oynadığı karakter son derece başarılıydı ve yardımcı aktris ödülünü bence hakkedebilirdi. Öte yandan senaryo olağanüstü olsa bile, oyuncuların genelinin karakterizasyonu iki boyuttan çıkıp çok daha derin olsa bile, kısacası ağızlarıyla kuş yakalasalar bile Avatar'ın gerçekten en iyi film ödülünü alma ihtimali yoktu.
Niye?
Çünkü bilim kurgu. Bilim Kurgu olduğu için ciddiye alınmıyor. Birçok bilim kurgu yazarının son derece başarılı ve derin kitaplarını kıçı kalkık "Edebiyat" tayfasının ciddiye almaması gibi. Sigourney Weaver ne demiş bakın Avatar'daki rolü hakkında: "Jim Cameron bana bilim kurgunun nasıl kötü bir ünvanı olduğunu anlatıyordu ve belki bu değişir simdi diyordu ... ve ben de düşündüm ki 'Bilim Kurgu? Harbiden? Bu film bunun hakkında mı?'"... Tek diyeceğim şudur: "SALAKKKK!!!! ARGHGHGHGHGHGHGHHGHGHGHGH!!!!". Filmde oynayan aktris böyle düşünüyorsa işimiz iş.
Kansu ayrıca birşeyler yazarım demişti, umarım benden daha çok derli toplu düşüncelerini dökebile.
Herneyse, son birkaç gündür belli olan bir dedikodu gerçek oldu ve Avatar en iyi film ödülünü kaçırdı. Bizler ise Avatar'ın kazanacağını düşünüyorsak da en iyi senaryo, yönetmen veya film ödülüne layık olduğunu düşünmüyorduk. Anlaşılan Akademi tayfası da aynı fikirdeymiş ve Avatar sadece üç teknik ödül kazanabildi. Onca tantanaya rağmen... Sadece sanat yönetmenliği, sinematografi ve görsel efekler ödülleri (ve kazandıkları trilyonlar) ile idare edecek Cameron amca.
Bu konuyu aramızda konuştuğumuzda sadece Kansu'un The Hurt Locker'i izlediği ortaya çıktı ve Kansu'nun hakkında düşündükleri pek hoş değildi. Ancak yine de ödülleri toplamayı başardılar. The Hurt Locker'in yönetmeni artık Oskar ödüllü Kathryn Gigelow'un Cameron'un eski eşi olması ve geçen hafta "Avatar'a vermeyin, bana verin" kampanyası yaptığının ortaya çıkması da bunların boşanma sonrası yaşamlarının pek de anlaşarak geçirmediklerini düşündürüyor!
Öte yandan başka olumlu bir ödül en iyi animasyon Oskarının Up filmine verilmesiydi. Daha önce burada bahsettiğim gibi hastasıyım, yalarım, süper bi film.
Ne yazık ki Tarantino'nun geyik İkinci Dünya Savaşı fantazisi Inglorious Basterds filmi ciddi bir ödül alamadı.
Pek tabii ki burada bir noktaya parmak basmadan geçemeyeceğim. Her ne kadar Avatar son derece kötü bir senaryoya sahiptiyse de Titanik'den kötü değildi. En azından Leonardo yoktu bu filmde. Ayrıca 3D modelleme de olsa Sigourney Weaver'in oynadığı karakter son derece başarılıydı ve yardımcı aktris ödülünü bence hakkedebilirdi. Öte yandan senaryo olağanüstü olsa bile, oyuncuların genelinin karakterizasyonu iki boyuttan çıkıp çok daha derin olsa bile, kısacası ağızlarıyla kuş yakalasalar bile Avatar'ın gerçekten en iyi film ödülünü alma ihtimali yoktu.
Niye?
Çünkü bilim kurgu. Bilim Kurgu olduğu için ciddiye alınmıyor. Birçok bilim kurgu yazarının son derece başarılı ve derin kitaplarını kıçı kalkık "Edebiyat" tayfasının ciddiye almaması gibi. Sigourney Weaver ne demiş bakın Avatar'daki rolü hakkında: "Jim Cameron bana bilim kurgunun nasıl kötü bir ünvanı olduğunu anlatıyordu ve belki bu değişir simdi diyordu ... ve ben de düşündüm ki 'Bilim Kurgu? Harbiden? Bu film bunun hakkında mı?'"... Tek diyeceğim şudur: "SALAKKKK!!!! ARGHGHGHGHGHGHGHHGHGHGHGH!!!!". Filmde oynayan aktris böyle düşünüyorsa işimiz iş.
Kansu ayrıca birşeyler yazarım demişti, umarım benden daha çok derli toplu düşüncelerini dökebile.
Hitit Gunesi MiniMi Bolum 11 XL! - TRT Ankara Radyosu - Animasyon vs. 2/2
Supriz! TRT Ankara Radyosundan Bahadir Derya, Aslihan Sahin ve Efe Us bizlerle!
Bu da ikinci ve son bölüm ne yazık ki.
Bu da ikinci ve son bölüm ne yazık ki.
Pazar, Şubat 28, 2010
Hitit Gunesi MiniMi Bolum 10 XL! - TRT Ankara Radyosu - Animasyon vs. 1/2
Supriz! TRT Ankara Radyosundan Bahadir Derya, Aslihan Sahin ve Efe Us bizlerle!
Haftaya ikinci bolumu!
Haftaya ikinci bolumu!
Çarşamba, Şubat 24, 2010
Uzay 1999
Gecenlerde Berk ve Hakan'la C.A.R.S. tarafindan yurutulen insansiz otomobil deneyinin haberini paylasmistim. Berk (mealen) "Ah ulan ah, 2010 senesinde insansiz otomobilin degil bu devirde hala araba kullanan insanlarin haber olmasi gerekirdi." deyiverdi.
Bilim Kurgu bize neler neler vaad etti. Ne hayal kirikliklari yasadik. Bakiniz, misal, 1999 geldi gecti, Ay hala Dunya'dan kopup gitmedi.
Belli ki Buck Rogers tayfasi olayi 25. yuzyila oteleyerek iyi bir is yapmis.
Bilim Kurgu bize neler neler vaad etti. Ne hayal kirikliklari yasadik. Bakiniz, misal, 1999 geldi gecti, Ay hala Dunya'dan kopup gitmedi.
Belli ki Buck Rogers tayfasi olayi 25. yuzyila oteleyerek iyi bir is yapmis.
Salı, Şubat 23, 2010
2009 Nebula Adayları Açıklandı
SFWA (Science Fiction and Fantasy Writers of America) tarafından dağıtılan Nebula ödüllerinin adayları açıklandı.
Benim pek ilgimi çekmez ama korku edebiyatı sevenler vardır belki. Horror Writers Association da kendi dağıttığı Stoker ödüllerinin adaylarını açıklamış.
Hitit Güneşi Epizort 30 - District 9 ve bişiler daha
- District 9
- Charlie Jade
- Moon
- Caprica
- Heroes - Hiro Nakamura ölmeli!
- All Along the Watchtower (BSG)
- Bob Dilon mu Bob Daylon mu? (Belki de son saylon??)
- The Man From Earth
MP3 olarak indirmek icin buraya gidiniz.
Köşedeki RSS linklerini de podkast yazılımlarınızla kullanabilirsiniz.
Pazartesi, Şubat 22, 2010
(Yenilendi!) Podcast haberleri - niye geciktik?
Merhaba ahali,
Bir süredir podcast yayınlamadığımızdan hemen n'oluyoruz yazayım istedim.
Elimizde hayli bir konudan konuştuğumuz 30. epizortumuz var, hazır yayına. Bunun üstüne iki tane Mini-mi-XL süprizimiz var. Ancak geçen ayın başında ben üst üste dört epizort yayınladığımdan Podcast dosyalarımızın sunucusundaki kota miktarımıza ulaştık. Bu miktarlar 28 Şubat günü rahatlayacaklar. Haliyle o zaman elimdekileri yüklemeye başlayacağım. Bir yandan da niye dosyalarımızın bu kadar büyük olduğunu araştırıp boylarını kaliteye hasar vermeden nasıl küçültürüz bakacağız.
Bütün sorun benim gaza gelip hiç yarını düşünmeden üst üste epizort çıkartmamdı. Özürler...
Umarım bu gecikmeler sizlerin bizleri unutmasına yol açmaz. Lütfen yorum ve düzeltmelerinizi gönderin! Özellikle benim kuru sıkılarımı...
Yeni Haber: Eeee, ben bi salağım, zaten neredeyse mono olan bi kaydı niye stereo encode ediyorum? Yarı boyuna düştü ve az sonra yayına girer! :) Şebek!
Bir süredir podcast yayınlamadığımızdan hemen n'oluyoruz yazayım istedim.
Elimizde hayli bir konudan konuştuğumuz 30. epizortumuz var, hazır yayına. Bunun üstüne iki tane Mini-mi-XL süprizimiz var. Ancak geçen ayın başında ben üst üste dört epizort yayınladığımdan Podcast dosyalarımızın sunucusundaki kota miktarımıza ulaştık. Bu miktarlar 28 Şubat günü rahatlayacaklar. Haliyle o zaman elimdekileri yüklemeye başlayacağım. Bir yandan da niye dosyalarımızın bu kadar büyük olduğunu araştırıp boylarını kaliteye hasar vermeden nasıl küçültürüz bakacağız.
Bütün sorun benim gaza gelip hiç yarını düşünmeden üst üste epizort çıkartmamdı. Özürler...
Umarım bu gecikmeler sizlerin bizleri unutmasına yol açmaz. Lütfen yorum ve düzeltmelerinizi gönderin! Özellikle benim kuru sıkılarımı...
Yeni Haber: Eeee, ben bi salağım, zaten neredeyse mono olan bi kaydı niye stereo encode ediyorum? Yarı boyuna düştü ve az sonra yayına girer! :) Şebek!
Secret of the Dragon
Genclik hatalarimiz arasinda saydigimiz TSR kitaplarinin Dragonlance yazarlari Margaret Weis - Tracy Hickman ikilisinin son numarasi olan Secret of the Dragon uzerine Bob Salvatore Margaret Weis ile konusmus. Meraklisi vardir elbet:
Salı, Şubat 16, 2010
Hitit Güneşi Epizort 29: ha(kan)su
- Seattle 2010 Science Fiction + Fantasy Short Film Festival
- The Kirkie
- Seattle Cinerama
- singularity
- S.S. Humanity
- Sci-Fi-London Film Festival
- Norwescon 33
- Eastercon 2010
- Charles Stross ve Halting State
- WoW Bankasi
- "We have a problem," Angleton explains, gesturing at the map. "There are too many concrete cows."
- Hakan'in gecikmis BSG aski.
- Caprica, Heroes, vb. kotu TV BK dizileri.
MP3 olarak indirmek icin buraya gidiniz.
Salı, Şubat 09, 2010
Hitit Güneşi Epizort 28! Üç Geyik geyiklerkene....
Eralp, Hakan ve Yiğit geyiklerkene....
Şunlardan bahsettik ve bi takım başka şeylerden...
Şunlardan bahsettik ve bi takım başka şeylerden...
- Liberal Heinlein, devlet düşmanlığı ve liberalliği, aile içi ensestlerle dolu romanları
- Michael Moorcock, The Dancers at the end of time - yine manyak ensestlik vesaire
- District 9 (Ep 30'u bekleyin!)
- Avatar, senaryo sorunlari, Yiğit'in Sinema maceralari
- Alien'in Mechalari
- Space Battleship Yamato!
ve Live-Action filmi (Youtube linki, izleyebiliyosaniz izleyin) - Psikopat Film: Ichi The Killer
- Keçilere Bakan Adamlar
- ve Hakan'nin cok ciddiye aldigi oncesinin biraz aciklamasi
- George Lucas'in StarWars serisini 3D yapıp bize tekrar tekrar kakalama olayı
Pazartesi, Şubat 01, 2010
Hitit Güneşi Epizort 27! Guncel! Amazon Vs. Yayıncılar
Hey ahali!
Belki farkındasınızdır, belki değilsinizdir, bu Cuma günü Amazon Macmillan adlı yayınevini satıştan kaldırdı. Biz de hemen Eralp ile bir araya gelerek hakkında konuştuk:
Tabii bu konuda John Scalzi amcamız ve Charlie Stross kardeşimizin dediklerine kesinlikle hak veriyoruz. Bir göz atınız olaya. Ayrıca Boingidiboing'de Cory Doctorow'un dediklerine de bir bakınız.
Amazon bu sabah bu davranışından vazgeçti ve Macmillan ürünleri tekrar satışa sunulacak/sunuldu ancak tekel örgütlerin üreticiler ve tüketiciler için ne kadar zararlı olduğu tekrar ortaya çıktı. Apple'in iPad cihazından da bahsettik (ve bol keseden sıktık heheh!).
Sizlerin yorumlarınızı merakla bekliyoruz.
Cuma, Ocak 29, 2010
Hitit Güneşi Epizort 26! Zombiler Ankara'da!
Yigit'e kayıt, editing işini yükleyen kişilerin başında:
Bütün kopiraytı Flickr'a yükleyen arkadaşta. :)
Şaka bir yana, bütün işleri Yiğit'e yıktık. Sağolasın Yiğit Usta!
Ve işte karşınızda en son podkastımız!
Ankara'da buluşan bir kadromuz boş durmadı ve aşağıdakilerden bolca bahsetti....
Geç kaldık ama kayıtlar tekrar düzene giriyor gibi. Kaybolmadık!
Bütün kopiraytı Flickr'a yükleyen arkadaşta. :)
Şaka bir yana, bütün işleri Yiğit'e yıktık. Sağolasın Yiğit Usta!
Ve işte karşınızda en son podkastımız!
Ankara'da buluşan bir kadromuz boş durmadı ve aşağıdakilerden bolca bahsetti....
Geç kaldık ama kayıtlar tekrar düzene giriyor gibi. Kaybolmadık!
- Philosophical zombie
- Robert Heinlein
- Verheoven'in Yıldız Gemisi Askerleri
- All You Zombies - Heinlein
- Stranger in a Strange Land
- Yunan Zombi Filmi- Evil
- Devam filmi:
- Ada: Zombilerin Düğünü
- A Zombie Manifesto: The Nonhuman Condition in the Era of Advanced Capitalism
- George A Romero'nun "Land of the Dead" filminin Marksist okumaları üzerine bir yüksek lisans tezi
- Komünist Manifesto'nun Zombi Okuması üzerine Yigit'in yazısı: Dünyada bir hayalet dolaşıyor: Kapitalizmin hayaleti. İktidar, bu hayalettir ve zombilerin sömürüsü için iktidarı oluşturan tüm parçaları (görünmeyen beyni, kıldan ince kılıçtan keskince pençesi ve hayali ufuklardan taşan diş diş ağzı) bu sömürü için ittifak halindedir.
- İzmir Marşı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




